Sigorta sektörü, yüksek hacimli kişisel veriler ve kritik finansal işlemler nedeniyle siber tehditlerin odak noktası olmayı sürdürüyor. Dijital kanalların yaygınlaşmasıyla saldırı yüzeyi genişlerken, İşNet bu alanda yalnızca savunmaya odaklanmanın yeterli olmadığını; kimlik güvenliği, operasyonel dayanıklılık ve kriz anında hızlı toparlanma kapasitesinin kritik hale geldiğini vurguluyor.
2026 itibarıyla siber riskleri artıran başlıca etkenler arasında saldırgan maliyetlerinin düşmesi ve saldırı ölçeğinin büyümesi öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli sosyal mühendislik, otomasyon ve sahte içerik üretimi (deepfake) gibi yöntemler özellikle hasar ve ödeme ekiplerini hedef alan dolandırıcılık girişimlerini çoğaltıyor. Güncel tehditler çoğu zaman tek bir zafiyetin istismarıyla sınırlı kalmıyor; kimlik ele geçirildikten sonra sistem içinde yayılım sağlanıp veri sızdırılması ve son olarak operasyonel kesinti ya da şantaj ile sonuçlanan çok aşamalı bir yol izleniyor.
İşNet Genel Müdür Yardımcısı Murat Dereli bu durumla ilgili olarak, “Sigorta sektöründe saldırganlar çoğu zaman teknik bir açık aramak yerine kullanıcı gibi davranmayı tercih ediyor. Ele geçirilen bir e-posta hesabı veya acente erişimi, kurum içindeki pek çok kritik sürece kapı aralayabilir. Bu zinciri kırmak için güvenlik stratejisi kimlikten başlamalı ve teknolojiyle birlikte doğru süreç tasarımıyla da desteklenmelidir.” dedi. Dereli, çok faktörlü kimlik doğrulamanın tek başına yeterli olmadığını, risk bazlı erişim, ayrıcalıklı hesap yönetimi ve düzenli gözden geçirmelerle desteklenen bir kimlik güvenliği yaklaşımının hayata geçirilmesini vurguluyor.
Veri ve Para En Kritik Hedefler
Sigorta sektöründe siber risk iki ana alanı kapsıyor: Veriler tarafında müşteri kimlik bilgileri, poliçe detayları, hasar dosyaları ve sağlık belgeleri; finansal tarafta ise tazminat ödemeleri, IBAN değişiklikleri, tedarikçi ödemeleri ve tahsilat süreçleri bulunuyor. Modern saldırganlar bu alanları aynı anda hedefleyerek önce kullanıcı hesabını ele geçirip daha sonra kritik sistemlere erişimi genişletiyor; böylece veri sızıntısı ve finansal baskı eş zamanlı olarak gerçekleşiyor. Bu tablo, güvenliğin sadece bir teknoloji yatırımı olmadığını, kimlik, veri, ağ ve süreçlerin birlikte ele alındığı entegre bir dayanıklılık gerektirdiğini gösteriyor.
Fidye Yazılımı ve Veri Sızıntısı: Çift Yönlü Tehdit
Fidye yazılımları artık sadece sistemi kilitlemekle kalmıyor; çoğu durumda önce veri sızdırılıyor ve ardından şantaj yoluyla baskı kuruluyor. Bu durum operasyonel kesintilerin yanı sıra KVKK yükümlülükleri ve itibar kaybı risklerini de tetikliyor. İşNet Genel Müdür Yardımcısı Murat Dereli bu konuyu değerlendirirken, kriz anında asıl kaybın teknik hasardan çok toparlanamama süresi olduğunu vurguluyor; immutable yedekleme, düzenli geri dönüş testleri ve kritik hizmetlerin önceliklendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor.
Operasyonel Dayanıklılıkta Zafiyet Yönetimi
Sigorta sektörü, acenteler, hizmet sağlayıcılar ve SaaS tabanlı çözümlerle geniş bir iş ortağı ekosistemine sahip. En az yetki prensibiyle yönetilen üçüncü taraf erişimleri, süreli erişim modelleri ve izlenebilir oturum kayıtları kritik önem taşıyor. Müşteriye ait portal ve poliçe süreçleri, bot saldırıları ve kimlik bilgisi ele geçirme amaçlı otomatik deneme saldırılarına (credential stuffing) karşı savunmayı zorlaştırabilir. Zafiyet yönetiminde hız belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor; internete açık varlıkların güncel tutulması ve kritik zafiyetlere hızlı müdahale edilmesi gerekiyor.
İşNet, sigorta sektörüne özel senaryolar ve önleyici kontrollerle birlikte kimlik güvenliğinden kriz toparlanma planlarına uzanan operasyonel dayanıklılık çalışmalarını sürdürüyor. Dereli, dijital çağda güvenin sürdürülebilirliğinin ölçülebilir bir siber dayanıklılık yaklaşımına bağlı olduğunu şu sözlerle özetliyor: “Kimliği güçlendiren, görünürlüğü artıran ve kriz anında kontrollü toparlanma kapasitesine sahip kurumlar fark yaratacaktır.”
Sigorta sektörü, yüksek hacimdeki kişisel veriler ve kritik finansal işlemler nedeniyle siber tehditlerin merkezinde kalmaya devam ediyor. Dijital kanalların çoğalmasıyla saldırı yüzeyi genişlerken, İşNet bu alanda yalnızca saldırıları engellemeye odaklanmanın ötesine geçilmesi gerektiğini, kimlik güvenliği, operasyonel dayanıklılık ve kriz anında hızlı toparlanma kapasitesinin artık temel odaklar olduğunu belirtiyor.
2026 itibarıyla siber riskleri artıran başlıca dinamikler arasında maliyetlerin düşmesi ve saldırı ölçeklerinin büyümesi yer alıyor. Yapay zekâ destekli sosyal mühendislik, otomasyon ve sahte içerik üretimi (deepfake) gibi yöntemler, hasar ve ödeme süreçlerini hedef alan dolandırıcılık girişimlerini artırıyor. Güncel tehditler, çoğunlukla çok aşamalı saldırılar olarak karşımıza çıkıyor: kimlik ele geçiriliyor, sistem içinde hareket edilerek veri sızdırılıyor ve sonunda operasyonel kesinti veya şantaj ile süreç sonlanıyor.
İşNet Genel Müdür Yardımcısı Murat Dereli bu durumu şu sözlerle ifade ediyor: “Kullanıcı gibi davranan saldırganlar, ele geçirilen bir e-posta hesabı veya acente erişimiyle kritik süreçlere kapı aralıyor. Bu zinciri kırmak için kimlik güvenliği odaklı bir yaklaşım benimsenmeli ve sadece teknolojiyle değil, süreç tasarımıyla da desteklenmelidir.”
Veri ve Para Hedefleri: En Kritik Noktalar
Veri tarafında müşteri kimlik bilgileri, poliçe detayları, hasar dosyaları ve sağlık belgeleri; finansal tarafta ise tazminat ödemeleri, IBAN değişiklikleri, tedarikçi ödemeleri ve tahsilat süreçleri öne çıkıyor. Modern saldırganlar bu iki alanı birlikte hedefleyerek önce kullanıcı hesabını ele geçirip daha sonra kritik sistemlere erişimi genişletiyor; bu da veri sızıntısı ve finansal baskıyı aynı anda tetikliyor. Bu tablo, güvenliğin yalnızca bir BT yatırımı olmadığını, kimlik, veri, ağ ve süreçlerin birlikte ele alınmasını gerektirdiğini gösteriyor.
Fidye Yazılımı ve Veri Sızıntısı: Çift Yönlü Risk
Fidye yazılımları artık sadece sistemleri kilitlemekle kalmıyor; çoğu zaman önce veri sızdırıp ardından şantaj yoluyla operasyonel etkileri artırıyor. İşNet, kriz anında en büyük kaybın teknik hasardan çok toparlanamama süresi olduğuna dikkat çekiyor; immutable yedekleme ve düzenli geri dönüş testleri ile kritik servislerin önceliklendirilmesi bu nedenle hayati hale geliyor.
Güvenilir Kriz Yönetimi için Zafiyetlerle Mücadele
Sigorta sektörü, acenteler, hizmet sağlayıcılar ve bulut tabanlı çözümlerle geniş bir iş ortağı ekosistemine sahip. Üçüncü taraf erişimlerinin en az yetki prensibiyle yönetilmesi, süreli erişim modelleri ve izlenebilir oturum kayıtları hayati önem taşıyor. BEC saldırıları, bot atakları ve DDoS gibi tehditler operasyonları etkileyebilir; özellikle müşteri portallarıyla teklif ve poliçe akışları, otomatik deneme saldırılarına karşı savunmayı güçlendirmeyi gerektiriyor. Zafiyet yönetiminde hız en kritik faktördür; internet üzerinden erişilebilen varlıkların güncel tutulması ve kritik zafiyetlere hızlı müdahale edilmesi şarttır.
İşNet, sigorta sektörüne özel senaryolar ve önleyici kontrollerle kimlik güvenliğinden kriz toparlanma planlarına uzanan operasyonel dayanıklılık çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Dereli, dijital çağda güvenin sürdürülebilirliğinin ölçülebilir bir siber dayanıklılık yaklaşımına bağlı olduğunu belirterek, “Kimliği güçlendiren, görünürlüğü artıran ve kriz anında kontrollü toparlanma kapasitesine sahip kurumlar fark yaratacaktır” diyor.
Sigorta sektörü, yüksek hacimli kişisel veriler ve kritik finansal işlemler nedeniyle siber tehditlerin merkezinde olmaya devam ediyor. Dijital kanalların yaygınlaşmasıyla saldırı yüzeyi genişlerken, İşNet güvenlik stratejisinin sadece tehditleri engellemeye odaklanmaması gerektiğini belirtiyor; kimlik güvenliği, operasyonel dayanıklılık ve kriz anında hızla toparlanma kapasitesinin bugün öncelik haline geldiğini vurguluyor.
2026 yılında siber riskleri tetikleyen ana dinamikler arasında maliyetlerin düşmesi ve saldırı ölçeklerinin büyümesi yer alıyor. Yapay zekâ destekli sosyal mühendislik, otomasyon ve deepfake gibi teknolojiler, özellikle hasar ve ödeme süreçlerini hedef alan dolandırıcılık girişimlerini artırıyor. Güncel tehditler genellikle çok aşamalı saldırılar olarak ilerliyor: önce kimlik ele geçiriliyor, sonra sistem içinde hareket ederek veri sızdırılıyor ve en sonunda operasyonel kesinti ya da şantaj ile süreç sonuçlanıyor.
İşNet Genel Müdür Yardımcısı Murat Dereli bu durumu şu sözlerle özetliyor: “Kullanıcı gibi davranan saldırganlar, ele geçirilen hesaplarla kritik süreçlere erişim kapılarını aralayabilir. Bu zinciri kırmak için kimlik güvenliği öncelemeli ve süreç tasarımını da güçlendirmeliyiz.”
Hedefler ve En Kritik Noktalar
Müşteri kimlik bilgileri, poliçe detayları, hasar dosyaları ve sağlık belgeleri veri tarafını; tazminat ödemeleri, IBAN değişiklikleri, tedarikçi ödemeleri ve tahsilat süreçleri finansal tarafı oluşturuyor. Modern saldırganlar bu iki alanı aynı anda hedefleyerek önce kullanıcı hesaplarını ele geçiriyor ve ardından kritik sistemlere erişimi genişleterek veri sızıntısı ve finansal baskı yaratıyor. Bu durum, güvenliğin yalnızca bir teknoloji yatırımı olmadığını, kimlik, veri, ağ ve süreçlerin birlikte yönetildiği bütüncül bir dayanıklılık gerektirdiğini gösteriyor.
Fidye Yazılımı ve Veri Sızıntısında Çifte Risk
Fidye yazılımları artık sadece dosyaları kilitlemiyor; önce veriyi sızdırıp sonra şantaj yoluyla baskı kuruyorlar. Kriz anında asıl kaybın teknik hasardan çok toparlanamama süresi olduğuna dikkat çeken Dereli, immutable yedeklemelerin önemi ve kritik servislerin önceliklendirilmesi konusunda net görüşler ifade ediyor.
Ağrisel Zafiyet Yönetiminde Hız ve İzlenebilirlik
Sigorta sektörü, acenteler, hizmet sağlayıcılar ve SaaS platformlarıyla geniş bir iş ortağı ekosistemine sahip. Üçüncü taraf erişimlerinde en az yetki ilkesi, süreli erişim modelleri ve izlenebilir oturum kayıtları, güvenliğin temel taşlarıdır. BEC zararları, bot saldırıları ve DDoS tehditleri operasyonları doğrudan etkileyebilir; müşteri portalları ve teklifler üzerinde kimlik bilgisi ele geçirme amaçlı otomatik deneme saldırıları görülebilir. Hızlı zafiyet müdahalesi, internet üzerinden açık varlıkların güncel tutulmasıyla mümkün olur.
İşNet, sigorta sektörüne özel senaryolar ve önleyici kontrollerle birlikte kimlik güvenliğinden kriz toparlanma planlarına kadar uzanan operasyonel dayanıklılık çalışmalarını sürdürüyor. Dereli, “Güvenin sürdürülebilirliği, test edilmiş ve ölçülebilir bir siber dayanıklılık yaklaşımına bağlıdır. Kimliği güçlendiren, görünürlüğü artıran ve kriz anında kontrollü toparlanma kapasitesine sahip kurumlar fark yaratacaktır” sözleriyle bu yaklaşımın önemini bir kez daha vurguluyor.









