Kurumsal dünyada yapay zekânın deneme aşamasını geride bırakarak sistematik bir entegrasyon dönemi yaşandığına işaret eden Global Teknoloji Raporu 2026, karar vericilerin yetenek açığı ve teknik borç gibi zorluklarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Liderlerin yarısına yakını 2026’a kadar en üst teknoloji olgunluk seviyesine ulaşmayı hedeflese de bugün bu seviyeye ulaşmış olanlar yalnızca %11’de kalıyor. Raporda ayrıca kurumların geleceğe hazırlık için kritik tavsiyelere de yer veriliyor.
Türkiye’de de benzer zorlukların görüldüğü rapor, yapay zekânın iş akışlarına ve ürünlere entegrasyonunda daha temkinli fakat daha sistematik adımların söz konusu olduğunu gösteriyor. Ancak teknik borç, organizasyonel engeller ve yetkinlik eksiklikleri, dönüşüm sürecinin önündeki en önemli engeller arasında yer alıyor.
Rapora göre teknoloji yöneticilerinin yarısı 2026’ya kadar en üst olgunluk seviyesine ulaşmayı beklerken, şu anki oran yalnızca %11 dolayında. Strateji ile uygulama arasındaki uçurum, bu farkın ana nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye özelinde de yatırım hızla hayata geçirilse dahi yönetişim, veri temelleri ve organizasyonel uyum sağlanmadığında elde edilen değerin sınırlı kaldığı belirtiliyor.
KPMG Türkiye İnovasyon ve Teknoloji Danışmanlığı Lideri ve Şirket Ortağı Gökhan Mataracı konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Sorun yalnızca yeni teknolojilere sahip olmak değil; değişimi yönetecek organizasyonel zekâyı inşa etmek gerekir. Yapay zekâ rekabeti yeniden yazarken, pek çok kurum hâlâ geçmişin yatırım refleksleriyle hareket ediyor. Rapor, yatırım sıçrayışlarının neden her zaman değer üretmediğini ve farkı yaratan etkenlerin ne olduğunu ortaya koyuyor. Okuyucuları kendi stratejilerini yeniden düşünmeye davet ediyor.” dedi.
Kurumların yarısından fazlası gerekli yeteneklerden yoksun sonucu, dijital dönüşüm planlarını hayata geçirmek için gerekli yeteneklerin eksik olduğunu gösteriyor. Ayrıca teknoloji yöneticilerinin çoğunluğu, hızlı ilerleme hedefiyle mevcut durumu korurken teknik programların güvenlik, ölçeklenebilirlik ve veri standardizasyonu konularında ödünler verdiğini vurguluyor. Bazı kurumların ise teknik borç riskini olduğundan düşük değerlendirdiği ve bu nedenle önümüzdeki 12 ay içinde daha büyük teknoloji sıçramaları beklediği not ediliyor.
Teknoloji planları hızlı bir şekilde eskimekte olan bu ortamda, teknoloji stratejileri yeni olanaklar ortaya çıktıkça çoğu zaman uygulanmadan önce eskimeye başlıyor. Katılımcıların %58’i hızlı değişim nedeniyle planlarının kısa sürede güncelliğini kaybettiğini ifade ederken, yüksek performans gösteren kurumlarda bu oran %16’da kalıyor. Bu fark, esnek ve uyarlanabilir bir yaklaşımın gerekliliğini işaret ederken, çoğu kurum hâlâ yerleşik süreçlerle hareket ediyor ve bu süreçler %78 oranında bu şekilde ilerlediklerini gösteriyor.
Otonom yapay zekâ etkisi büyüyecek bir diğer önemli bulgu; katılımcıların %88’i otonom yapay zekâyı operasyonlarına entegre etmeye şimdiden yatırım yaptıklarını belirtirken, %92’si gelecekte yapay zekâ ajanlarını yönetmenin kritik bir beceri haline geleceğini öngörüyor. Ayrıca dijital asistanların önümüzdeki iki yıl içinde temel teknoloji ekiplerinin %38’ini oluşturacağı tahmin ediliyor.
Gelecek için tavsiyeler bölümünde, yapay zekânın getireceği değerlere odaklanarak kurumlara sekiz maddelik bir yol haritası sunuluyor. Yeni rekabet avantajını inşa etmek için öğrenmeyi hızlandırın; Veri odaklı yatırımlarla değeri en üst düzeye çıkarın; Çerçeveler ve kültür yoluyla uyarlanabilirliği inşa edin; Geleceğe hazır, ajanlarla güçlendirilmiş bir iş gücü oluşturun; Güven odaklı yapay zekâ yaklaşımını benimseyin; Veri temelini güçlendirin ve teknoloji yığınını modernize edin; Ekosistem ortaklıklarını stratejik biçimde yönetin; Geleceği göz önünde bulundurun başlıklarıyla pekiştiriliyor. Raporın tamamına ulaşmak için bağlantıya erişim sağlanıyor.











